Meine Homepage

Raşidi Tarikatında Zikirler Hakkında

Zikirimizdeki Kelimei tevhid zikrine gelince

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Hergün 100 kere "Lâ İlahe İllallahü Vahdehu Lâ Şerikeleh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Âlâ Külli Şey-ün Kadir" diyen kimse, 10 köle azad etmiş gibi olur, kendisine 100 sevap yazılır, yüz günahı silinir, o gün akşama kadar şeytanın şerrinden emin olur. Hiçbir kimse hiçbir ibadetle bu seviyeye ulaşamaz, ancak ondan daha fazla yapan müstesna.

(Hadis'i Şerif, Buhari, Müslim)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Gezdiği sokakta bir kere söyleyenin bir milyon günahı bağışlanır, defterine bir milyon sevap yazılır ve kendisi için cennette bir köşk inşa edilir. Hadis'i Şerif

(Hadis'i Şerif, Ahmed İbn'i Hanbel)

"LAİLAHEİLLALLAH" bütün günahları mahveder, mizana konulmaz çünkü onun karşısında bir şey durmaz.1 kere sadakatle söylendiğinde, 4000 büyük günahı defterden sildirir ve 4000 derece yükseltir.

ve işte o zamanilari yaşiyoruz, cünkü benim üniversite ögrenciligim vaktinde, S nin bir gök deleni vardi, ve binlerce oda, onlarca kat, ve demek olurki bu S, önceki hayatinda, cokca kelimei tevhid ceken biriydiki, ona işde her bir "LAİLAHEİLLALLAH" zikire bir kat ve bir oda verllmiş, her bir kat kac daire, kac oda , kac tane köşk verilmiş ondan daha cok köşkü olan inslarda var mesela USA başkani T amca gökdelen oteller krali, dünyada bu köşkler, peki bunlar köşk degilde möşkmü, işte sana cennet, aha san köşk, ve bunlar muhammed vakti yokdu, ne oldu o zaman, ve eger bir ileri zaman gecerken, dünya bir yukari yükseliyorsa, o zaman, sema veya cennet gelecek demek, ve gelecek ise, dünün gelecegi biziz, bizim gelecegimiz de yarinlar olur, ve yarinlar cennet demek olur, ve birgün ölümünde caresi bulunursa, sonsuz yaşama sirrida ifşa olmuş olur, ve hastlaliklarda gen teknolojisi ile cözülürse, artik hastalik diyede birşey olmaz, ve o zamanalrda gelecek demekki, ve daha sen cenneti nerde ariyon, gökteyse lan zaten biz dünün semasiyiz, yarin bürgün ise bizim semamiz olur, ve mülk suresinde öyle buyurmuyormu Rab

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا مَّا تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِأً وَهُوَ حَسِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezî halaka seb'a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerrateyni yenkalib lieykel basaru hâsien ve huve hasîr


Meali :

Esteuzubillah
O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Geleceginize "future" Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin hâlde sana dönecektir.

Sadakallahul Aziym MULK Suresi 3. ve 4.ayet

ölümsüzlüge gelince, yine bazi insanlar varki, buna astral seyahet diyorlar, yani tasavvufun tüm gayesi olan işlem, en son raddeye varinca, alincak olan meyva, yani ruhu bedenden cikarabilmek hali, ve bazilari bunu budizmle yapiyor, bazilari islamla, bazilari sihir ve büyücülükle, bazilari esmaül hüsna ile, bazilarida zikir ile yapiyor, ve ruh bedenden cikip, geri dönmesini ögrenince, ve cikip heryere gidebilince, ve duvardan gecebilince, ve ilerde olanlari görebilince, bu beden ona sinir degilidrki, yani artik onun icin beden sadece bir kaporta, ve böyle bir insan, ruhunu bedenden cikarabilen birisi icin, artik ölümün bir manasi varmi, ölüm ne, ruhun bedenden ayrilmasi, amma işde ondan sonrasi mühim, yeni bir bedene girebilmek, ve bunuda başarabilen bir ruh, artik ölümsüzlügede erdi, eskiyen bedenden cikar, birde ona tekme atar artik eskidindiye, yeni bedene gidiyon der, ve ayni matrixdeki mr simitin bu bedenler de hapsolup ve o kan kokusundan nefret ediyon, bu bedenden cikmam lazim diyor, ve sonunda cikmasini ögreniyor, ve amma işde, matrix veya mehdide bunu ögreniyor, ve birgün mehdide bunu başariyor, ve bedenden cikip, başka bedene girebilir o, ve öyle olunca, yani bu ruh derecesine, bu nefis derecesine yükselen birisi icin, artik ölümün bir mansasi yok demek olur, ve bugün bunu yapan onlarca insan biliyon ben, ve demekki o zaman onlar bunu da burada dünyada başka bedene gecipde yapiyorsa bu işi, bazilari artik "orda Cennette sonsuz kalirlar sirrina ermişler demek olur, cennet neresi o zaman? burasi neresi? cennet yerdemi gökdemi, yoksa analarin ayaginin altindami, yani nere orasi? bu dünya, analar nerde geziyor yürüyor, bu dünyada, uzayda degil lan, bakin ve birazda siz tefekkür ediniz.



Zikrimizdeki Salavati Kebirdeki Feryail ve Ferruh Aleyhisselam

Allahumme salli ala seyyidina Feryail,
Allahumme salli ala seyyidina Ferruh,
kimdir nedir necidir derseniz
Allahu Teala Hz. Ademi ilk toprakdan halkettiginde, daha icine ruh üflenmemiş hali, camur testi veya camur biblo gibiyken, rivayete göre , 40 sene cile rüzgari estirmiş, 1senede sürur rüzgari estirmişki, onun görevli meleginin birisinin ismi Feryail, digerinin ismide Ferruh veya ferah ve sürurdur. bu yüzden insan ömrünün 40 da biri sürür ve ferahdir, diger 39 u cile ve caba ve gayret ile gecer, ve sonunda ise, varilan cennet, ve gelecek ve günümüz.

Feryail ve Ferruh Aleyhisselam

Feryal veya Feryail ve Ferruh Aleyhisselam, rüzgarların prensesi ile prensinin, hangi tarafımızda durduğuna gelince, size hangi taraftan Meltem yeli esiyorsa, yani Meltem yelinden kasıt, size hangi taraftan bir iyilik geliyorsa, o taraf Ferruh Rüzgarı, ferahlık Rüzgarı, erkek olan rüzgar, Ferrruh aleyhisselam o tarafınızda duruyor demektir. Hangi taraftan da size, elem ve keder, çile geliyorsa, o tarafta da Feryal Rüzgarı, ama Feryail Ferruh'un komutanıdır, Ferruh komutan değildir, Ferruh onun askeridir. Çünkü Allahu Teala insanı, Adem'i ilk defa çamurdan yarattığında, kuruması için, 40 sene çile Rüzgarı, yani Feryail esmiş, bir senede Ferruhrüzgarı esmiş, ve bu yüzden insanın ömründe, insana şans ve surur (1/40) 40 da 1 güler, ve vurar kapıyı çalar.



VEDFEA DUAMIZIN TEViLi

Zikirlerimizden birisi olan vedfea duamizdaki "Allahim Bizden falanca kötü kimselerin falanca kötü hasletini uzaklaştır" Diye yaptgimiz duamizdaki bir kac satiri ele alirsak

"
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim.
Allahümme vedfeana küfrel kafiriyn,
Allahümme vedfeana şirkel müşrikiyn,
Allahümme vedfeana nifakel münafikiyn,
Allahümme vedfeana hasedel hasidiyn,
Allahümme vedfeana fıskel fasıkıyn,
Allahümme vedfeana hıyanetel hainiyn,
Allahümme vedfeana kezibel kazibiyn,
Allahümme vedfeana ifsadel müfsidiyn,
Allahümme vedfeana israfel müsrifiyn,
.......
.....
"


şeytan aleyhillane bir gözlük takar zayif kullara küfür gözlügü, onun gözlügü ile bakinca, insan allah muhafaza, allahi kitabi peygamberi dini inkar etmeye başlar, o yüzden işde şeytanin bu silahi olan küfür gözlügünden korunmak icin
"Allahümme vedfeana küfrel kafiriyn,"
diye zikrederiz
şeytan yine bir gözlük daha takar ki, onun ismi ve görevi, şirk gözlügüdür ve onu takdigi insan, herşeyi ciftlendirmeye başlar, ve sonunda Allah muhafaza, Allah herşeyi yarattida Allahi kim yaratti fikrine kapilir, ve Allah a eş ortak koşma durumuna düşer, ve Allah a eşler ortaklar bulmaya başlar, ve şirk koşar, haşa firavun gibi tanriliga kalkar sonundada.
bu gözlügündende korunmak icin
"Allahümme vedfeana şirkel müşrikiyn," diye zikrederiz

şeytan aleyhillane, yine bazi kullara öyle bir gözlük takarki, o gözlük ile bakan kullar, onda varda bende niye yok sorusunu sorar, ona o gözlük, ne görse, neye baksa, onda varda ondan sende niye yok sorusunu sorar, oda hased etmiye başlar, ve bende yoksa ondada olmasin o zaman diye, onun elindekini dökmeye düşürmeye almaya calmaya ugraşir, ve hased duygusu ile dolar, ici dişi böyle kullarin, yine bu gözlükdende Allaha siginmak icin işde biz

"Allahümme vedfeana hasedel hasidiyn," diye zikrederiz.

yine şeytan aleyhillane bir gözlük takar, insanlar o gözlük ile onlar, eksik gedik aramaya başlar, onun zayif tarafi ne, nerden bunu yikar deviririm, bunun zayif tarafi ne, bunu nasil deviririm, yani judocu olur cikar, onunla bununla güreş tutturur adamlara, yani onun eksigini arayan, bunun eksigini arayan, ve dünyada böyleleri bozgunculuk cikaranlardir, onun bacagina celme, bunun boynunu bürme, berikinin kolunu kirma, yani işde dünyayi kaos ve cikmaza sokan insanlar, münafiklar iki yüzlü kimseler, sana dost görünür, ve senin zayif noktani ögrenir, ve seni o noktadan vurup yikmayi planlar, yani ayni uzun sacli adam samson un karisinin, uzun sacli adama gücünü nerden aldigini söylettigi gibi, firsatini bulup öttürür onu, sonra o ögrendigi ile, ona karşi savaşip, onu yenmeye calişir, amma işde o uzun sacli adam, Allah a yalvarmiş, ben dilimi tutamadim sirrimi öttüm, bagişla, eski gücümü geri ver Allahim diye yalvarip ,eski gücünü kazanmişdir, ve o arenyi kafirlrin başina yikmiş, yani ve mekeru vemekerallahu... ayeti ile tahakkuk eden, Allahin adaleti, haksiz tarafi kesecekdir elbet, böyle münafiklara karşida yine onun icin
hem ve mekeru zikiri
"ve mekeru ve mekerallahu, vallahu hayrul makirin" okuruz.
hemde
"Allahümme vedfeana nifakel münafikiyn," okuruz

şeytan aleyhillane yine bir gözlük takarki, o gözlük ile bakan herşeyin yaninda duran şeytanin sesini duymaya başlar, vesvas şeytani, veya hannes şeytanidir o ki, o şeytan iki arkadaşin arasini, evli kari kocanin arasini, anne evlat arasini, baba evlatin arasini acmak icin, vesves verir, ve icine bir kurt atar, erkek kadini kiskanir, acaba yanlişmi yapti, aldatiyormu beni diye, yine anne ile evlat arasina, annen mehmeti cok seviyor, seni sevmiyor der, anne ile evlat arasi acilir, annesine vesves verir, bu sefer mehmet oglun seni cok seviyor, öbürleri sevmiyor, o sözünü tutuyor der, ve anne evlat kayirmaciligi yapmaya başlar. yine babada böyle, yine milletler arasina fitne fucur sokar, birbine kişkirtir, bu gözlükde, fisk fucur gözlügüdür, ondanda korunmak icin derizki

"Allahümme vedfeana fıskel fasıkıyn," yani fasiklarin fiski fucurunu bizden uzak eyle demekdir, yani bozguncularin şerrinden korunmak icin zikredeizt bunuda

yine zikirlerimizden biride

"Allahümme vedfeana hıyanetel hainiyn," zikiridir, yani şeytan bazilarina böyle bir gözlük takar ki, onlarda baktiklarina düşmanca hainlikle bakarlar, ve bu hainler senin yanina dost gibi varip, seni hain bakişlarla inceleyip, senin sirlarini ögrenir, ve fakat bunlari kendi düşmanliklarini belli etmemek icin, sirrini gidip senin düşmanina ifşa ederki, onun yerine senin düşmanin. sana düşmanlik edip, tuzak kuruversin diye, ya kendi gücü yetmeyecedkdir buna, ydada haala sana dost gözükmek icin, sana belli etmez, yani koyun postu giymiş kurtlar misalidir bunlar. işda bunlara karşida, başda dedigimiz gibi

"Allahümme vedfeana hıyanetel hainiyn,"diye zikrederiz.

vedfea zikirimizdeki diger zikirlerde, yine şeytan aleyhillanenin, insanlari kandirmak icin takdigi gözlükler sebebiyle, işde iyi şeylerin kötü taraflarini görürler, ve bizde onlarin şerrinin bizlerden uzak olmasi icin bu "vedfea" zikirimizi cekeriz.

Felak Nas ve Diger Bazi Zikirlerimizin Sebebi Hikmeti


Sahabeden biri Peygambere gelerek kıyamet ne zaman kopacak diye sordu.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyamet için ne hazırladın ki onu bekliyorsun" deyince, o sahabi dedi ki: "Ya Rasûlullah, ben çok namaz kılan, çok oruç tutan ve çok çok sadaka veren biri değilim. Fakat Allah ve Rasûlünün sevgisi kalbimdedir." Bunun üzerine Allah’ın Rasûlü şöyle buyurdu:
"Kişi sevdiği ile haşr olunacaktır, kişi kimi severse kıyamette onunla beraber olacaktır."

( Hadis-i Şerif , Buhari)

yani haşrolmak ise o cemaatin  o milletin yada o köyün yada o sokagin yada o ailenin icinde bulunmak manasindadir bu söz yani öyle olunca

kiyamet ise öldükten sonra yeniden kalkildiginda manasindadir, yani senin yeni versiyonun, yeni bebe oldugun yer, iyi bir sokak iyi bir memleket iyi bir aile oluverir en azindan kitimir oldunsa bile, iyi birinin köpegi, kedisi tavşani inegi koyunu oluveririsin yani.

"Hubbi fillah ve buğdi fillah" Allah icin sevmek ve Allah icin kizmakda böyledir  yani 
amma bak mevsim sonbahar ve kiş mevsimine yol aliyor öyle olunca hep aydinlik, hep sicak degil, artik biraz rüzgar, birazda yagmur, birazda soguk, birazda karanlik, birazda kar, tipi gibi zamanlar, öyle olunca, yani iyilerin yaprak dökme zamani, yemyeşildi canliydi amma, mevsim bitti, yaprak dökdü, yani öyle olunca, iyilgin bile bir siniri var, yine cok kötü olsan şirret biri olsan, seninde bir sinirin var, seninde yaprak dökecegin zaman var yani
Evliyalardan Allahu alem Abdurrahmni tagi hazretlerei olsa gerek,  ona sormuşlar mesleginiz ne diye, oda  demişki "biz bağlayip, çözücüyüz" demiş biz kalpleri gönülleri birbirine baglar cözeriz demiş.
Allah bizede meslek olarak elektrikciligi verdi bizede, elektrik hatti baglariz, elektrik hatti baglama cözme işi verildi, yani maniviyattada gönülllerden gönüllere giden elektrigi baglar cözeriz, yine su tesisatciligini ögrendim, yani Yine gönüllerden gönüllere rahmet yani su ve rahmet baglantisi yapmayida biliriz, bazilari ise büyücü olmuş ve onlarda dügümlere nefes edeerekden onun bunun cişini berikinin cocuklugunu, öbürünün kismertini baglarlar, onlar da baglayip cözücü, amm işde herşeyi kutuplu yaratilmiş Allah, iyilerin baglayip cözmesi ile, kötülerinki farkli, ikiside baglar cözer, amm birininkinden fayda görülür, digerininkinden zarar, ve öyle olunca dügümlere nefes eden büyücülerin şerrindende Allaha siginmak lazimdir, o yüzden zikir evradimizda, yine onlardan Allaha siginma duasi ve zikiri ederiz, bize mensup olanlarda Allahdan böyle kimselere karşi yardim dilemiş olurlar. yine adam uyku bagliyor yada ciş bagliyor yani ne yapiyor, yolunda akan bir sistemin yolunu kesiyor, yani bir nevi yol kesen harami, ve ceza olarakda haramilik cezasina carptirilir böyleleri. ve gecen hafta dedik son surede ve sondan önceki felak suresinde bunlarin olmasi kuranin sonu kainatin son vaktinde bunlardan Allah a siginmamiz gerektigini gösterir öyle olunca, biz zikirimize aldik, ve her gün büyük zikir ceken,  hergün üc defa bunlardan Allah a siginir, yani ve öyle olunca kuranda yer alan yine bize verilen bir başka zikirmiz



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

ente veliyyunâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrul gâfirîn

Meali :

Esteuzubillah
Sen, bizim bizi savunan destek cikan dostumuzsun velimizsin. Artık bizi mağfiret et ve koru bizi savun, ve bize rahmet (merhamet) et. Sen, mağfiret edenlerin en hayırlısısın.

Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 155. ayetten pasaj


Allah kötülerin  ve zulumetin ve karanlgin babasi olan  şeytan ve hizbini, iyilerin ardina takmiş iyileri kovalar durur, ve yine iyleride o karanlgin icine yildiz diye cakmiş, ve o karanlgi deler gecerler onlarda, işde bunu anlatan zikirimizde

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb

Meali :

Esteuzubillah

Geceyi gündüzün içine sokarsın  Geceyi uzatırsın, gündüzün bir kısmı gece olur. ve gündüzü gecenin içine sokarsın, gecenin bir kısmı gündüz olur.  Canlıyı ölüden çıkarırsın ve ölüyü canlıdan çıkarırsın. Ve dilediğin kimseyi hesapsız rızıklandırırsın.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 27. ayet

yani geceyi gündüzün peşina takmiş, gündüzüde gecenin peşine takmiş rabbimiz, yani tavşana kac, taziya tut demiş velhasil kelam.

ve sonbhar dönencesine yol aliyoruz artik, ve göcmen kuşlarin göc mevsimine geliyoruz, bakin hem 30 Agustos bayrami, hem kurban ve hac bayrami, hemde sonbahara giriş 3lü bayram yani ve hacilar hac mevsimindeler ve

Rabbim Hac edenlerden Haclarimizi ve haclarinizi, kurbanlarimizi ve kurbanlarinizi, ve iyiliklerinizi ve iyiliklerimizi, sadakalarimizi ve sadakalarinizi , dualarimizi ve zikirlerimizi, hayirli dualarinizi ve zikirlerinizi, namazlarimizi ve namazlarinizi,...ile ahiri ile birlikte bizlerden ve sizlerden kabul buyursun.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

"Rabbenâ tekabbel minnâ inneke entes semîul alîm. "

Meali :

Esteuzubillah

"Ey Rabbimiz! Bizden bunlari kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 127. ayetten pasaj
zikitimzdeki Bu duamizda yine Hz ibrahimin duasidir yani.

Kuranda sondan bir önceki sure Felak suresinde buyruluyorki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul eûzu bi rabbil felak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri gâsikın izâ vekab

Meali :

Esteuzubillah

Karanlik ve zulumat olanca gücüyle bastirdiginda,Yarattığı mahlûkların şerrinden, Karanlığı yarıp ışıtan sabahın Rabbine Sığınırım de. (Nurfelaka Sığınırım de, yani merküre, sabah yildizina, yani mehdiye siginirim de) .

Sadakallahul Aziym FELAK Suresi 1.2.3. ayet
Yani sondan hemen önce, işde karanlik ve zulumuet, insanligin üstünü, kapladi kaplayacak hale geldi, ve sondan bir sure önce, kac ayet kaldi kiyamete, bundan sonraki ayet büyücüler cikacak ortaya, sonra hasedciler cikacak, birbirini cekemeyipye birbirini yiyenler ortaya cikacak, sonra da Nas suresi, son sure, bu sefer orda diyor Rabbe siginin, yani ananiza babaniza siginin o vakit,
ve biz Raşidi zikir evradimizda anamiza babamiza dedemize boşuna fatiha ismarlamiyoruz herhalde degilmi, sebebi ve hikmeti neymiş, Esteuzubillah " قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاس " " Kul eûzu bi rabbin nâs " De ki: “Ben insanların Rabbine sığınırım.” insanin Rabbi yani egiteni ögreteni terbiyet edeni rabbi yada mürebbisi kimdir "Anasi Babasi" sona varinca kime siginmasi lazimmiş anasina babasina, sonra insanlarin sahibine siginin, "مَلِكِ النَّاسِ " yani insan kalmayi becerene siginin, sonra ise, " إِلَهِ النَّاسِ " İlâhin nâs , yani İnsanların İlâhı’na yani insanlardan olan ilaha yani halifeyi ruyu zemine ,son Allah diyen kalbe siginin, yani insaligin ilahina, yani son Allah diyen.

Deccal ve kafirler onuda delip gecince, karanlik ve zulumet şeytanlar ortada gezer olcak, hannes şeytanlari, yani onu bunu fitleyenler. onu bunun üstüne süren, bunu onun üstüne süren düşmanlar, eeee bu da oldu zaten, şimdi işde, bakin suriyelileri aldilar, bizim müslmani alip, gavur edip, bizim üstümeze sürüyorlar, daha ne, bu da oldu, yani haftaya cumaya kiyamet koparsa şaşmayin, kabenin yikilmasi mi kaldi, artik bekleyelim bakalim, onuda habeşliyi sürüp yapacakmiş bu kafir, yani Allahu alem Obama bir sudanli aslan deniyor, amma o belkide habeşli bir aslan ise ve bacaklari ince adam ve Amerikanin son durumu ortada, illuminati ile, tramp taraftalarinin karşi karşiya gelişide ortada, ve eger illuminat tarafi obamyi sürerse, oda gidip kabeyide yikarsa, olmaz olmaz degilmi, yani bunlarda olabilir, hesap dahilinde inklusiv yani, ondan sonrasi icin ne diyor kuran, bu kafirler ve hocalari şeytan aleyhillane hannes şeytanlari, artik kalplere hükmedecek, beyinden yönetiyordu insanlari bu decal köpegi, artik insanlarin kalplerine sudurlarina söz gecirmeye başlayacak, ve son "Allah" diyenin Kalbide "Allah" demez, yahut diyemez olunca, ölünce, artik Allah diyen kalpde kalmayacak, ve sonra artik bu işe yarmaz dünya yaratilma hikmetine ve gayesine hizmet etmeyince, yeniden yogrulmak üzre kara deligin icini boylayacak , ve ve küvviret edilip toz duman edilcek

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاء كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُّعِيدُهُ وَعْدًا عَلَيْنَا إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yevme natvis semâe ke tayyis sicilli lil kutub(kutubi), kemâ bede’nâ evvele halkın nuîduhu, va’den aleynâ, innâ kunnâ fâılîn

Meali :

Esteuzubillah

O gün, kitapların yazılı sayfalarını dürer gibi semayı düreceğiz. Onu ilk defa halketmeye başladığımız gibi (eski durumuna) iade edeceğiz (geri döndüreceğiz). Bizim üzerimizde bir vaaddir. Muhakkak ki (bunu) yapacak olan, Biziz.

Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 104. ayet

ve o gün rab diyecek : "Eynel Asuune"

Ey Asi gelenler nerdesiniz gelion bakan, bu günün rabbi kim bakin bakalim, vahdidul kahhar olan Allah.(hepnizi gömen kiyamaeti koparip toz dumana ceviren)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَادْعُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ لِيُنذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ لْيَوْمَ تُجْزَى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ لَا ظُلْمَ الْيَوْمَ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ


Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fed’ûllâhe muhlisîne lehud dîne ve lev kerihel kâfirûn.Rafîud deracâti zûl arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzira yevmet telâk.Yevme hum bârizûn(bârizûne) lâ yahfâ alâllâhi min hum şey’un, li menil mulkul yevme, lillâhil vâhidil kahhâr.El yevme tuczâ kullu nefsin bimâ kesebet, lâ zulmel yevme, innallâhe serîul hisâb.


Meali :

Esteuzubillah

O hâlde, kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. ihlas ve sadaket ile Allah’a davet edin.(O Allah ki) dereceleri yükselten, Arş'ın sahibi, buluşma günüyle (isa ile Mehdinin bir araya gelmsi günleri) uyarması için kullarından dilediğinin yanina(Mehdinin yanina yandaş, yardimci olmak üzre), emrinden olan Ruh'u (isa yi) indirir. Onların bariz olduğu (ortaya çıktığı belli olduklari tanindiklari ) gün onlardan (hiç)bir şey Allah’a gizli kalmaz. O gün mülk kimindir? Tek ve Kahhar olan Allah’ındır. O gün herkese kazandığının karşılığı verilir. O gün asla zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 14.15.16.17. aye

Rabbim, Mehdiye, yani bize kuvvet versinde, o gün gelip catmadan önce, Allaha ve yoluna davet etmeye devam etsin ki, yani vaazlarimiza devam edebilellim ki, insaNLIK BELKI YOK OLUP GITMEKDEN KURTULUR BIR ÜMiT YANi, her ne kadar insanlar onu yalanlasada kerih ve kötü görselerde. Rabbim ona ve ehline (Mehdi ve Sevenlerine) görevine sadakat ile devam etme gücü ver!


Dularda vaazlarda sohbetlerde ve zikirlerde buluşmak dilegi ile esselamu aleyküm



"iyyakenabüdü" Zikrimizin Sebebihikmeti


SIHHAT VE HASTALIK DÖRT SINIF SEBEBTEN İLERİ GELİR

1) Maddi sebeplerdir: Bunlar azalar ve onda dolaşan yeller ile kan, safra, balgam, sevda ismi ile maruf bu dört unsur birinci sebebi teşkil ederler

2) Fail sebeplerdir: Bunlar yiyecek ve içecek şeyleri teşkil edeler. Bunların vücuttaki değişiklikleri hava, havanın içinde bulunan yabancı buharlar, dumanlar, gazlar, bunların vücutta toplanmaları, çıkmaları, iklimler, şehirler, oturulacak evler, erkeklik, dişilik ve daha birçak hastalığa tesir eden şeyler; ikinci sınıf sebebi teşkil ederler.

3) Suri sebeplerdir: Bunlar insanın şekline aittir. Bir azanın fazla büyük yada küçük olması, tabii şekilde olup olmaması üçüncü sınıf sebebi teşkil edeler.

4) Tamamlayıcı sebeplerdir: Bunlar vücuttaki kan, safra, sevda, balgam ve azaların fiillerine mahsus olan hallerdir. Bunların kendileri sağlam olur da faaliyetleri bozuk olursa, hastalık meydana gelir.

İnsanın vücudundaki en hararetli şey ruh ve kalbdir. Ruh, kalbte meydana gelir ve oradan bütün azalara yayılır. Bunlardan sonra hararette kan, karaciğer, böbrekler ve adaleler gelir.

İnsan vücudundaki soğuk olan şeyler: Balgam, kemik, kıllar, kıkırdaklar, beyin, yağ ve sümüktür.

İnsan vücudundaki rutubetli olan şeyler: Balgam, yağ, beyin, ilik, akciğer, dalak, böbrek ve adalelerdir.

İnsan vücudundaki kuru olan şeyler: Kıllar ve kemiklerdir.


1- Kanın zahiri sebebi: Normal yemekler, güzel şerbetlerden meydana gelir. Kan fazla sıcak yada soğuk olursa bu normal bir kan değildir.

2- Balgamın vücuttaki oluşunun zahiri sebebi: Soğuk yemekler ve galiz gıdalardan meydana gelir. Yapıcı sebebi ise hararetin azlığıdır. Balgam vücudun bazı ihtiyaçlarını karşılar, bunlar da mafsal gibi oynak yerleri ıslatmaya yarar.

3- Safrayı meydana getiren ise güzel ve sıcak gıdalardır. Yapıcı sebebi fazla hararettir. Faydası, bağırsakları harekete geçirerek hacet hissini uyandırır.

4- Sevdayı meydana getiren zahiri sebepler: Kuru gıdalar ve hararetli yemeklerdir. Sevda normal veya anormal olur. Normal olanı kanın bakiyesidir, karaciğerde meydana gelir, bir kısmı kana karışır, bir kısmı dalağa geçer. Kana karışan kısmı kemik gibi bazı uzuvların beslenmesine hizmet eder, bir kısmı da kanın tahallülüne mani olur.

Vücudun sağlık ve hastalığı bu dört unsura bağlıdır. Bunlar vücutta normal halde bulunurlarsa vücut sağlıklı olur. Biri diğerinden fazla olursa bünyenin sağlığı bozulur, vücutta hastalık belirtileri meydana gelir. Şimdi biz bu dört ahlatın durumlarını, onlardan meydana gelen hastalıkları ve çarelerini açıklayalım.

1- KAN: Tabiatı sıcak ve rutubetlidir. Kan tabii havadan meydana gelir. Vücuttaki yeri karaciğerdir. Tabiatı kuru ve soğuk olan bütün gıdalar kanın ilacıdır. Vücuda kan galip olursa şiddetli baş ağrısı, şişlikler, duygu organlarında tembellik, vücutta ve başta ağırlık ve bayılmalar meydana gelir. Ruyada hacametci, kan ve oyuncular görülmeye başlar. Bu hallerin meydana gelmesi ise daima yağlı, tatlı ve tabiatı sıcak, kan yapıcı gıdaların yenilmesi ile ortaya çıkar.

ÇARESİ: Kan ve kandan meydana gelen hastalıklara karşı; Ekşi nar, ekşi meyve suları ve sirkeli gıdalar yenmelidir. Bu gıdalar bir müddet alınırsa kan normale döner ve kandan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.



2- SAFRA: Tabiatı sıcak ve kurudur. Tabii kan unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri safra kesesidir. Bedeni safra istila ederse baş ağrısı, migren, uykusuzluk, nabız yükselmesi, gözlerin ve vücudun sararması, dil ve burunda kuruluk meydana gelmesi, ağızda acılık, soğuk havadan hoşlanma, başta çıban ve sivilcelerin oluşması, daimi bir sıkıntı hali, uykudayken güneş, savaş ve gök gürültüsü gibi hallerin görülmesi vücudu safranın istila ettiğinin birer belirtisidir.

ÇARESİ: Safranın ve safradan meydana gelen hastalıkların ilacı tabiatı soğuk ve rutubetli olan gıdalarla birlikte şeker, keçi yağı, arpa suyu-ekmeği, hıyar, karpuz, demirhindi şerbetidir. Bu maddelerden biri ve ya birkaç tanesi ağız yolu ile alınmaya devam edilirse safra normale döner safradan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.



3- BALGAM: Tabiatı soğuk ve rutubetlidir. Su unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri akciğerlerdir. Vücudu balgam istila edersebundan sedef, sekte, soğuktan olan baş ağrısı, kaşıntı, ağız ve ter kokusu, yapışkan tükürük çokluğu, vücut soğukluğu, yemeğe isteksizlik, sıcağı sevme, mide zafiyeti, hazımsızlık, ağızdan ekşi gaz çıkarma, unutkanlık, tembellik, çok uyuma, idrarın beyaz oluşu ve uykuda su görme ve yıkanma gibi hallerin görülmesi balgamdan meydana gelen hastalıkların birer belirtileridir.

ÇARESİ:
Bal, zencefil, günlük, mesteki, karabiber, deve sütü, susam, mısır ve tabiatı sıcak ve kuru olan bütün gıdalar balgam ve balgamdan meydana gelen hastalıkların ilacıdır. Bu maddelerden yeteri kadar almaya devam edilirse balgam normale döner ve balgamdan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.



4- SEVDA: Tabiatı soğuk ve kurudur. Toprak unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri dalaktır. Sevda kanın yanmasından, mercimek, mısır, sığır eti, patlıcan, tuzlu, ekşili, fasulye ve sevdevi gıdaların cok yenmesinden meydana gelir. Belirtileri; vücutta durgunluk, uyku azlığı, şiddetli susuzluk, gözlerde kuruluk, çok su içme, kanın koyu ve siyah oluşu, düşünce bozukluğu, vesvese, idrarın kırmızıya boyanması, kuru öksürük, dalak sancısı, sıkıntı, keder, uykuda korkulu rüyaların yani siyah eşyaların ve cenazelerin görülmesi, herşeyden korkma gibi hallerin meydana gelmesi sevdanın vücudu istila ettiğinin birer belirtileridir.

ÇARESİ: Bir bardak süzme bal şerbetine 3’er gr. Çekilmiş zencefil, karabiber ve mesteki ilave edilerek içilmelidir. Şekerli inek sütü, tereyağı, şeker, pırasa, koyun sütü gibi tabiatı sıcak ve rutubetli gıdalar alınması ile birlikte sevda normale döner ve sevdadan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.

(ibni Sina)

--------------------------
işde zikirimize devam eden sofilerde vücutta sevda ile balgamin karişmasi sonucu bazi kötü hal ve ahlaklar vardir, bunlardan kurtulmak icin işde zikirimize devam eden sofiler 21 sinifda bu yukarda yazdgimiz "iyyakenabüdü" ayetine devam edince bu balgam ve sevda karişimi olan sari renkli bir balgam maydana gelir zikirin harareti onun dimaga yükselmesini saglar ve onu zikir esnasinda genize gelince tükürüp atmak lazimki, onun verdigi hastalik ve kötü ahlaklardan kurtulabilesin ey sofi. yani işde buna devam etmekle yani duruma göre 3 günde bi,r veya iki günde bir, veya cok olmasi halinda, her gün o zikire 40 gün devam edilir yine kirk günde iki günde bir yapilirsa 40 günde 20 defa okuncak demekdir, üc günde bir okunursa 13 gün okuncakdir ve ondan sonra bunu okumayi birakilir, ve 22. sinifa gecilir, yani sevda ve balgamin verdigi rahatsizliklardan kurtulmak icin işde, vücutun hararet ayari degişmişdir artik, yani öyleki dedikya güneş dogmasi icin zikirimiz okunur ve 45 dakika birşey yenip icilmez, ne olacak o zman vücut kazani kaynatilmiş olu,r o kaynayan kazan da, işde sevda ve balgam sari renkli koyu bir kivam alirki, bu eger birde safra ile birleşirse mide ve barsakada yanma su kaybi olur, cünkü kaynayan kazandaki su buhar olunca kapagi acinca kazandaki su nasil azalirsa, vücutun suyuda azalir cünkü o su yagmur olarak bir yerlere yagmakdadir, ve senin vücuda su ilavesi yapman lazim demekdir işde o yüzdende saf menbea suyu agzi geniş tasdan iclir dedik, ve böylece yagmurlama sistemi, ve bu sofilerin yavaaş yavaş mevsim zikiri cekebilme ve kar yagmur yagdirabilme özelliklerini kazanmasina yardimci olmaya başlar, taaki güneş makamina cikacak sofi olmaya kadar, yani öyleki hararet onlarda cok fazla olcak, cünkü kalp günde 6666 veya bir üst güneş 66 666 allah zikiri yani kazan cok kaynayacak ve hararet yükselecek, ve güneşlik makami kazanilcak, güneş makmina cikmiş bir sofi, havanin bulutlu oldugu bir yere seyahat etse bir kac saat icinde orda gündüz hava güneş acar.
diyeceklerki bunlarin dinde yeri yok batildir. batil şeyler icad ediyorlar. el cevap lan dangil
bugday nasil eikilir nasil bicilir nasil sulanir nasil sonra denesi alinir sonra degmende ögütülür, dinde bunlar bildiriliyormu? yok. ne kitapda ne sünnetde eeee ne yapacaz bunlar batildir deyip un edip ekmek yapmaycazmi, peki bunlarin dinde olup olmadiginimi arayacaz, yine ameliyat dokdoru mesala amyliyat yapcak bu sonradan dine sokuldumu diyecek, muhammed vakti ameliyat yokdumu diyecez , dangilligin lüzümü yok bunlar tecrübe meselesidir. tecrübe ile sabittir. diyorki bazi doktorlar her gün bir avuc ceviz veya bir avuc findik yiyin, yani adam bilirki onun vücuda faydasi var, ve neye yariyor, neden lazim test edilmiş, ve o yüzden tavsiye ediyor, yoksa muhammed dedi diye degil, artik bunlar muahammeden sonra tecrübe ve araştirma sonucu ögrenilmiş bilgilerdir. zikirde böyledir, her alim kendi zikiri ne sonuclar verir denedikce ögrenir, ve sofilerinide öyle egitir degilmi? bizde yolumuzdan, ardimizdan gelecek olanlara ögretemeye calişiyoruz işde. bunun muhammedde olup olmadigi sünnet olup olmadigi degildir mühim olan yani mesela patates fatihden sonra amerikanin keşfinden sonra amerikadan bu tarafa getirilmiş bir sebze, peki bunu muhammed yemedi diye yemeyelim fetvasimi vercez, yoksa günümüzün ilim bilim bitkicileri bunu yenebelbir görüp ve faydali görüp yenebilir fetvasimi vercez, sen diyebilirmisin memnu patetes yemek bidattir, ha dangil olmamak lazim degilmi.



Zikirden düşme hali yaşıyorsan oku

Vaazımızın hitamına gelen konuya gelince, Raşidi tarikatına intisap edip, zikrimizi çekenler den, Mesela 5. sınıf bir sofi, zikirden düşme hali yaşıyorsa, en azından yumuşak düşüş İle düşsün, peki yumuşak düşüş nasıl olur deyince, 5. sınıf veya 10. sınıf zikir çeken Bir Sofi'min meşgul olduğu, ya da yorgun olduğu, ya da zikir çekme isteği olmadığı günlerde, en azından 1. sınıf zikri çekebiliriz o gün, ya da hizbul Kasr zikrimizi çekebilir, ona da gücü yetmezse, En azından intisap Zikri okuyabilir, başlayıp da yarım bırakmak yerine, hani Aksaray var 1200 odalı, o binanın yapilmaya başlanıpda bitirilmesi ne kadar uzun sürer değil mi, Hani cennette de Köşk verecekler ya, mesela kelimei Tevhid okuyana Köşk verecekler ya, Ama sen 500 odalı Köşk yerine, okuyamadigin o gün, en azından 4 odalı bir ev sahibi ol, 1200 odayi 2 senede bitireceksin, ama 4 odalı bir evi 4 ayda bitirirsin değil mi zaman meselesi, mekan meselesi Yani, yine bir bütünü kurtar, Yarım yapmayalım, Yarım olan işe yaramazki, mesela evin duvarlarını yaptık ama, çatısını yapmadık ise, işe yaramaz ki, Yağmur yağdı mı tepemize Akar, soğuk içeri girer, zikirde böyle, bir bütünü devir edin, ister bu küçük bütün olsun ister büyük bütün, gücünüz varsa, büyük bütünü zikir çekin, yada küçük bütünlerden birisini çekin ki, kapısı bacası tam bir ev gibi olsun. bu haftaki tarikat dersimizde bu.Yani Aksaray yapamıyorsan 4 odalı ev yap, onu da yapamıyorsan, bir pansiyona gir, onu da yapamıyorsun, tek oda bir otel odası, yani zikrimizden böyle, parçalı ve bütün halde, 1. sınıf bir bütün, 2. sınıf bir bütün, Hizbul Kasır bir bütün, Hizbul Kebir bir bütün, virgül nokta nokta…







Birde burada kıble meselesi var. imamı Ebu Hanife diyor ki : zamanında Çorabın üstüne mesh verilmez dediydim, ihtiyarladım o hale geldim ki, ayaklarımı yıkayamaz hale geldim, ve sözümü kendim inkar ettim, "Çorabın üstüne mesh verilmez" hükmünü kendim çiğnedim, Çorabın üstüne mesh vermeye başladım diyor. Yani biz de bazen abdest yerine teyemmüm ile namaz kılarız, su olmasina ragmen teyemmüm ile, ve yine oturarak namaz kilarim yine bazen, ve hatta öyleki kolttuğumun yönü nereyse o anda otururum ve o yöne dogru namazını kılarım, KIBLE falan aramam. Hani burada açıklıyorum da, biliyor zaten beni izleyenler. ve bizi görenler diyor ki Dinimizi bozuyor bu adam diyecekler. şimdi açıklayacağız resimleri de oraya koydum zaten. Dünyanın ortası Kabe diyelim, herkes Kabe'ye dönüp de namaz kılıyor, Tamam öyle bir şeye ihtiyaç var, Tamam kabul ettik, ama Dünya dönüyor mu her an? dönüyor, Dünya birde Güneş'in etrafında dönüyor mu? Dönüyor, Dünya güneşle birlikte bütün gezegenlerle O da başka bir güneş etrafında biz döndürüyormu? döndürüyor. Şimdi ben buradan sabah namazında Kabe'ye Döndüğüm zaman, Kabenin arkasına dogru düz giden yol ve yön ile dünyadan çıkıp giden yön, hangi yön? ve Kabe Aslı Kabe'nin(Kabe Kavseynin) İzdüşümü diye biliyoruz, öyle olunca, ben sabah bir yana döndüm, Kabe'ye döndüm diye, ama öglen olunca dünya döndü etrafında, ve güneş ise dünyayı başka bir yere döndürdü, ben öğle namazında benim Kabeye döndüğüm yer sabahki yön ve yer degil ki. Aslı Kabe ne tarafta, bu sabahki döndüğüm tarafta mı, öğlen döndüğüm tarafta mı, akşamki döndügüm tarafta mı, O zaman bu Kabe sadece bir simge, ve imge, insanlar belli bir tarafa dönsün diye, Yoksa Allah Kur'an'da diyor ki.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh(vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm.

Meali :

Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

(Sadakallahul Aziym Bakara115. ayet)

Hangi tarafa dönerseniz dönün Allah'ın vechi o taraftadır. Ben Namaza durunca, ve benim koltugun yönü namaz kilarken, evimin penceresine doğru olunca, kibleye dogru olmayinca, Allah o tarafta değil mi? İlla Kabe'ye dönmem lazımmiş değil mi? Hani Allah her yerdeydi, Ey Müslüman, Ey Müslüman, Sen daha Allah'ın her yerde olduğunu inkâr edip de, bu davalarda kayboldunuz, Ben ise namaz icin kible niyetine bir yöne döndüğüm zaman, her yerde olduğuna iman ediyorum, Sen ise Allah bir tarafta diyorsun, ve yönünü Sadece KIBLEYE tutuyorsun, Allah her yerde ise, ben ne tarafa dönersem döneyim, Allah o taraftadır demek bu demek değilmidir ki. Bu demek degildir ki Kabeyi yıkalım, o artik lazim degildir, Ben bunu da kastetmiyorum, Kabe'ye dönmeyelim deyip de bunu da kastetmiyorum, fakat Allah'ın her yerde olduğuna inanan bir kimse, yönünü ne tarafa tutarsa tutsun, Allah onu görür duyar bilir, bu yani anlattıgim, resmini de koydum yukari oraya işte. şeytan ayrıntıda gizli, ayrıntılara dalan kimse, dinden de olur imandan da olur. Ve sen bana Allah bir tarafta diyebilir misin, Dün insanlar, Allah Hz. isa nın içinde diye, onu paran pinçik ettiler, gayeleri Allah i öldürmek, yine Allah zekeriyya aleyhisselamın içinde diye zekeriyayı da kestiler, ve Sen eğer Kabe, kabe ezan, ezan dersen, kafir şeytan ve askerleri Kabe yide yıkacaklardir, Çünkü sen Böyle yapmakla, Hedef gösteriyorsun. Allah ne bir yöne, ne de bir insana, Hatta bir peygambere, Hatta bir kitaba muhtaç değil, Allah'ın sesi de her yerde, sözü de, kitabı da, Peygamberi de her yerde, Hazreti Musa yok iken, Davut var idi...... öyleyse Allah bir peygambere de muhtaç değil, insana da muhtaç değil öyle . ondan sonra

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.

Meali :

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın Zat’ına döndürdüm. Ve ben, müşriklerden O’na ortak koşanlardan değilim.

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 79. ayet)

ve Raşidi Tarikatina intisab edipde, Zikirlerimizden biri olan, bu yukardaki ayeti okumaya devam eden, her kimsede, bu hukuk tecelli edip, o ayetlerin manasi, ve KIBLE ve yön meselesinin de nasil oldugu, yag gibi bariz şekilde anlaşilcakdir, o ayete devem etmeyenlerin kafasi elbet basmaz, ve anlayamayabilirler.

Yıllardır Kuran'ı Kerim bozulamaz, Hatta ayetleri ve harflerinin sayisi bile bellidir diye biliyoruz. ama ben bu kuralı bozdum

Yıllardır Kuran'ı Kerim bozulamaz, Hatta ayetleri ve harflerinin sayisi bile bellidir diye biliyoruz. ama ben bu kuralı bozdum, geçen Nebe suresindeki,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lâ yezûkûne (la yerzugune) fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).

Meali :

orada (cehennem ehlinin oldugu yerde) onlara serinletici soguk bir şerab veya içecek yokdur. (yada orada onlar onun ile (soguk içecekler ile) riziklandirilmazlar).

(Sadakallahul Aziym NEBE-AMME Suresi 24. ayet)


onları rızıklandırılmaz ayetindeki "R" harfinin Unutulduğunu açıkladım, Demek ki eksik tarafı varmış, onu yıllardır, kimse, bu katı Kural sebebiyle Fark etmemiş. yine Hazreti isa ölmedi geri gelecek diye inanılıyor,  Halbuki ölmüş, geri gelirse ancak yeniden çocuk olaraktan doğup da geri gelebilir. yine Hazreti Muhammed'in Uhud Savaşı'nda Düşmanlarca öldürüldüğü  ortada görülmüş, ve kafirlerce başardık Yaygaraları çıkmış, Ve o anda deniyor ki, Muhammed uhud a çıkmış ve "ben buradayım, gelin buraya,ben ölmedim." demiş deniyor yine. Yani Muhammed de orada ölmuş, ama gecenki vaazin brinin konusu  bu idi


"Kaldığı Yerden - Öldüğü Yerden Devam Eden"

dedik iki tane Tez imiz var, bir tanesi, bir tane orada ölen Muhammed veya isa var, Bir tane de ölmeyip devam eden var, devam eden, ölmeyip devam eden ise, klon Muhammed, ölmeyip devam eden yine, klon İsa. Bunu nasıl açıklayacağız.  Yani Hızır Aleyhisselam Gelecekte bir yerde zamanda yolculugun keşfolduğu yerde, oradan gelen adam, ve iyilerden olan adam. Öyle olunca onun görevi, iyilerin başında ki, yolunda gitmeyen işleri düzeltmek ile görevli. ve uhud harbinde gördü ki Muhammed öldürüldü ve zmanin aksami degişti, ve hemen geri gitti, Muhammed'in bir önceki halinin klonunu çıkardı. onun(HIZIRIN)  zamaninda, gelecekteki zamanda, insan  klonlamakda  keşf olmuş demek ki, öyle olunca, bir tane Muhammed'in klonu getirilip, orada Ben ölmedim buradayım diye devam eden Muhammed ile bu yol desteklendi, veyada klon olan Muhammed öldü, asli devam etdi,  Muhammed ama, klonlanmış Muhammed haliyle ile tekrar devam etti.  Yine İsa için aynı şey, O ölmedi hikayesi, aynı şekilde, gelecekten gelen adam, Hızır Aleyhisselam bunu böyle yapabilir değil mi?  Gelecekten gelen adamın böyle olayları değiştirdiği ayetlerini Kur'an anlatıyor. Bunlarda bizim degişmez diye bildiğimiz, ve de biraz aklınızı karıştıracak kadar zor olanları, Yani geçen hafta vaazda anlattik, ve Kuran'a  Darwinin evrim teorisi de sokulmuş, ve İbrahim Aleyhisselam,  salak, neandartel bir insan halinde tarif edilmiş, ve bunun o salaklığı  ilede, insanın  evrimle bu hale geldiğini anlatmak için, Kuranı Kerime böyle bir ayet sokulmuş, kim farkında bunun? Kimse farkında değil, çünkü hep Kur'an bozulmaz, değişmez  diye katı kurallarımız var, Haydi siz düşünün ve Tefekkür edin artık bundan sonrasini.


Gezegenler  Güneş lere bağlı,  güneşler de başka bir güneşe bağlı,  O iki tane güneşte, başka bir güneşe bağlı, ve böylece sistemler oluşuyor, sistemler üzerinde galaksiler oluşuyor, galaksiler  baş güneşe bağlı,  Öyle olunca bizim güneşimiz Hazreti Muhammed Mustafa, o ise batmayan Güneşe  bağlı.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّا جَنَّ عَلَيْهِ اللَّيْلُ رَأَى كَوْكَبًا قَالَ هَذَا رَبِّي فَلَمَّا أَفَلَ قَالَ لا أُحِبُّ الآفِلِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe lemmâ cenne aleyhil leylu raâ kevkebâ(kevkeben), kâle hâzâ rabbî, fe lemmâ efele kâle lâ uhıbbul âfilîn

Meali :

Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi.  yada kaybolunca, “Kaybolup gidenleri sevmem.” dedi.

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 76. ayet)

İbrahim Aleyhisselam Baktı ki güneş batıyor dedi  Ben batanlardan hoşlanmam dedi ve güneşe tapmayı bıraktı Halbuki Güneş ve YILDIZLAR batmaz ki, Güneş olduğu yerde duruyor ama, sen göremez hale geliyorsun, senin görme açından çıkıyor sadece, ve bu hikaye yine yanlış bir hikaye, Güneşin Battığı nereden belli, güneşin söndüğü mü var, orada İbrahim Aleyhisselam bakmış Ben batanlardan hoşlanmam demiş, Allah'ım yarabbim, Güneş batmış yok olmuşmu oluyor, kac yaşinda bu ibrahim, ilk defami gökyüzüne bakmiş veledmi cocukmu daha, Güneş olduğu yerde duruyor ertesi gün bir daha görüyorsun sadece. bunu farkedememişmi? akli nerde bunun, hicmi farketmemiş bunu, yani ibrahim aleyhisselam hic bisey bilmeyen Neandertal insan herhalde,  yani bir peygamber olcak yani velhasil akilli insan olcak, ve böyle  ahmakça bir yorum getirecek, yada daha akli başina yeni gelmiş cocuk daha, Güneşin batmasına peygamber olacak Ve böyle ahmakça bir yorum getirecek,  hem de Hz Nuh dan sonraki 3. atamız olacak,  Bir de böyle güneşin battığını yok oldugunu iddia edecek, ve yıllardır burada Hocalar hacilar hikaye anlatacak  ibrahim Aleyhisselam böyle diyerekten akıllı oluyormuş, bu ayettemi uydurma o zaman,  ne kadar cocukca bir hikaye, yada insanlik artik cok akilli oldu, atalarini akilsiz saniyor artik. Allah biliyor zaten yine  Allah bilir de dogrsunu, akli olan biri bunu duyunca akıl ile uyuşmadığını anlaycakdir, hatta cok akilli olmakla alakasi bile yokdur, ve bunu anlamayan ahmaktır.



Musa Aleyhisselam  bastonu ile denizi yardı diye Ayet var, ve bir adam baston tutma yaşına geldiyse, bayağı bir yaşlanmış, ve Öyle olunca Musa aleyhisselam denizi yarıp karşıya geçtikten sonra, israiloğullarının başında kaç sene daha Durmuş olabilir, peygamber olmuş ya ondan sonra kaç sene daha ümmetine egitmiş olabilir, Daha ardından Tevrati okumayip ancak omuzlarina almışlar, öyle olunca  egitememiş ve ölmüş demekki. Tevrattan faydayida sendikaya koyup başlarında taşımakta bulmuşlar. kurtuluşuda Tevratta ve fakat  Tevrat Taşıyan eşeklik de bulmuşlar,  Halbuki dinin gayesi, insanlığın ve dünyanın memur olması için, gerekli kurallar zinciri uyulması gereken kurallar zinciri işte. çalmayın çalmazsan kimsenin malı zayi olmaz. zina etmeyin dedi, zina etmezse kimse,insan eş bakimdindan haksızlığa uğramaz, kadın açısından erkek açısından aldatılma durumu olmaz. öldürmeyin, haksız yere insan hayvan öldürülmemesi ile, kimseye zulüm edilmemiş olur. bunlar yapıldığı zaman karşılığı cennette midir. yani öldükten sonra mı verilecek, Halbuki Sen haksız yere öldürmedigin zaman hak yerini bulduğu zaman, bu dünyada adalet gerçekleşmiş olur, ve bu dünya cennete dönmüş olur. Sen çalmadigin zaman, yine bu dünya güzel bir hale gelmiş olur, sevdiğini aldatmadiği zaman, kadın ve erkekler arasında Adalet sağlanmış olur, evlilik yaptığın zaman, öyle çocuk yaptığın zaman, zina çocuğu olmadığı zaman, Soy korunmuş olur. ve bunların hepsinin karşılığı gördüğünüz gibi dünyada, ve bu kurallar zinciri bizi ahirette memur etmek için değil, dünyada memur edip, insan ve adam etmek için olan kurallar, yoksa adam Bilmem  bunu okuduğunda sevap kazanacak, cennette Köşk sahibi olacak, Bilmem la ilahe illallah deyince, cennette Huri sahip olacak, Bu mudur yani. Halbuki Allahin bize dinler ile getirdiği kurallar ve sünnetler, bu dünyada insanlığın ve dünyanın  imari  içindir.



Zikirimizdeki Ayetel Kürsi ve Muavazeteynlerin sayisi hakkinda

Ayetel Kürsiyi durak yerlerinin sayısınca 17, kelimeleri sayısınca 50, harfleri sayısınca 170, resuller ve ashabı kiramin sayi adedince 313. defa okuyan kişinin her arzusu yerine gelir demiş alimler. cünkü kuranin, bunlar metrixel deglerleridir. mesela bir evde 4 kişi varsa sen yapacagin dolma icin, alacagin kiyma, bir porsiyon icin degil, 4 porsiyon icin yetecek kiyma olmali, ve lahana olmali bulgur olmali, yada pirinc olmali, su olmali degil mi? sen bunu yaparken bir porsiyonluk malzeme kullanirsan, nasil evdeki diger üc kişi ac kalirsa, işte zikirlerinde, surelerinde, ve kuran in belli metrixel degerleri vardir, onlar kac adet okunmasi gerektigini gösterir, nasil biz hidrojene "H 1", bilmem demire, "Fe 26" diyorsak, işte zikirlerinde sayisal degerini oluşturan etkenler vardir.

Ayetel Kürsiyi 170 defa okumaya devam eden; hapisteyse hapisten kurtulur. Borçlu ise borcunu ödeme imkanı bulur. Rızık isterse geniş bir nimete erişir. Bu sayıda her farz namazının ardından okumaya devam ederse isteğine arzusuna çabuk kavuşur. Gece kıbleye yönelip okuduğunda da aynı şekilde istekleri kabul görür diye, rivayetlerden yola cikip, karar kilmişlar alimler.



Zikirimizdeki yasin suresinin birinci sayfasini veya tamamini okumak hakkinda

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her şeyin bir kalbi (özü) vardır. Kuran’ın kalbi de Yasin dir. Her kim Yasin-i Şerif’i okur ve onun içindekilere göre yaşarsa, Allah ona Kuran-ı Kerim’i on kere okumuş kadar sevap yazar."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Fedaiü’l-Kur’an, 7; Darimi, Fedaiü’l-Kur’an, 21, no.3419)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her kim bir gece içerisinde Yasin-i Şerifi okursa, sabaha affolunarak çıkar."

( Hadis-i Şerif , Beyhaki, Sünenü’l-Kübra, 5/154; Zebidi, İthafü’s-sâde, 5/154)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bir kişi, Allah’u Teala’nın rızasını ve Ahiret yurdunu isteyerek okursa, mutlaka bağışlanır."

( Hadis-i Şerif , Darimi, Fedaiü’l-Kur’an, 21, no.3418; Münziri, Tergib ve Terhib, 2244)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yasin-i Şerif-i okuyanın geçmiş günahları affedilir."

( Hadis-i Şerif , Darimi, Fedaiü’l-Kur’an, 21; Zebidi, İthafü’s-sade, 5/154)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yasin Suresi, bütün Kuran’a denktir."

( Hadis-i Şerif , Darimi, Fedailü’l-Kur’an, 21, no.3418)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kim sabaha ulaştığında Yasin’i okursa, ona, akşama ulaşıncaya kadar o günün kolaylığı bahşedilir. Kim de onu bir gecenin başlangıcında okursa, ona da sabaha ulaşıncaya kadar o gecenin kolaylığı bahşedilir.

( Hadis-i Şerif , Darimi, Fedailü’l-Kur’an, 21,no.3422)

dah bircok hadis ile sabittir yasinin faziletleri

yine perşembeleri ölülerimize ve yaşayan sevdikleimize sevenlerimize okudugumuz yasin ihlas ve fatiha hakkindada:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İnsan ölünce (salih) ameli kesilir. Ancak üç amel (in sevabı) kesilmez: Sadaka-i cariye (kamuya yararlı sadaka), faydalanılan bir ilim ve arkasında kendisine dua edecek hayırlı bir çocuk bırakmak (veya birilerini bırakmak, alim ise, ardindan okuyacak amil kimselerde sofileride müridleride aynidir)”

( Hadis-i Şerif )


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yasin, Kur'ân'ın kalbidir. Onu bir kimse okur ve Allah'tan âhiret saadeti dilerse, Allah onu mağfiret buyurur. Yâsin'i ölülerinizin üzerine okuyunuz."

( Hadis-i Şerif , Müsned, V/26)

Bu hadis-i şerif, Yasin Sûresinin hem ölüm döşeğinde olan hastaya okunmasına hem de ölmüş mü'minlerin ruhuna bağışlanmak üzere okunabileceğine işaret etmektedir.

Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) rivayet ettiği şu hadis-i şerif de meseleyi açıklığa kavuşturmaktadır:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kim babasının veya anasının veya bunlardan birisinin kabrini cuma günü ziyaret ederek orada Yasin sûresini okursa, Allah kabir sahibini bağışlar."

( Hadis-i Şerif , İbni Mace Tercemesi, IV/274)




Bir Fâtiha'nın veya okunan bir Yâsin'in bütün ölülerin ruhuna hiç eksilmeden nasıl ulaştığı


Bir Fâtiha'nın veya okunan bir Yâsin'in bütün ölülerin ruhuna aynı şekilde hiç eksilmeden nasıl ulaştığını da Bedüzzaman'dan bir nakille öğrenelim:

"Fâtır-ı Hakim nasıl ki, unsur-u havayı; kelimelerin, berk (şimşek) gibi intişarlarına ve tekessürlerine (yayılma ve çoğalmalarına) bir mezraa (tarla) ve bir vasıta yapmış ve radyo vasıtasıyla bir minarede okunan ezan-ı Muhammedi (a.s.m.) umum yerlerde ve umum insanlara aynı anda yetiştirmek gibi; öyle de okunan bir Fatiha dahi, meselâ, umum ehl-i imanın emvâtına (ölülerine) aynı anda yetiştirmek için hadsiz kudret ve nihayetsiz hikmetiyle manevî âlemde, mânevî havada çok manevî elektrikleri, manevî radyoları sermiş, serpmiş; fıtri telsiz telefonlarda istihdam ediyor, çalıştırıyor."

"Hem nasıl ki, bir lamba yansa, mukabilindeki binler aynaya, her birine tam bir lâmba olur. Aynen öyle de, Yâsin-i Şerif okunsa, milyonlar ruhlara hediye edilse, her birine tam bir Yâsin-i Şerif düşer. (Şualar, s.576)

Zaten kabirdeki yakınlarımız devamlı surette bizden yardım beklemektedir. Bizden gelecek bir dua, bir Fatiha, bir İhlâsla nefes alabileceklerini bilmektedir. Çünkü kabir o kadar çetin şartlarla iç içedir ki, en küçük bir mânevî yardım dahi onun ruhunu serinletecektir. Bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyururlar:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ölen kimse kabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir. Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacak duayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında bu duanın sevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur. Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua ve istiğfardır."

( Hadis-i Şerif , Mişkatü’l- Mesabih, I/723)

Şu ifadeler de Hanefî alimlerine aittir:

“Ehl-i Sünnet ve cemaate göre, bir insan namaz, oruç Kur’an’ın okumak, zikir, hac gibi işlediği güzel amellerinin sevabını başkasına hediye edebilir

(bk. Fethu’l-kadîr, 6/132; el-Bahru’r-Raik,7/379- Şamile-; Reddu’l-Muhtar, II/263)

"Bir mezarlıkta okunan ve oradaki bütün ölülerin ruhuna hediye edilen Kur’an’ın sevabı, bölünerek mi, yoksa bölünmeden mi onların ruhuna gider?” şeklindeki bir soruya karşılık, Şafii alimlerinden İbn Hacer; “Her ölüye okunan Kur’an’ın sevabı bölünmeden tam olarak ulaşır, bu Allah’ın geniş rahmetine en uygunudur.” diye cevap vermiştir(bk. Buğyetu’l-musterşidîn, s.97).

Hanefi mezhebine göre ölü yıkanmadan yanında Kur'an okumak mekruhtur. Başka bir odada veya uzak bir yerde okunmasında bir sakınca yoktur. Ayrıca ölü yıkandıktan sonra yanında Kur'an okunabilir.

Ayrıca defin esnasında cenazenin defin işi sürerken Kur'an okunmaz. Ama defin işi tamamlandıktan sonra kabrin başında bir müddet oturmak ve ölü için dua edip Kur'an okumak müstehaptır.(bk. Celal Yıldırım, İslam Fıkhı; Doç Dr. Süleyman Toprak, Kabir Hayatı) [3]

Mu'tezile mezhebi, ölüye dirilerin yaptıkları hiç bir şeyin fayda vermeyeceğini iddia eder.
(İbn Kayyım el-Cevziyye, er-Ruh, 117; Beyrut, 1975.)

Onlar iddialarına delil olarak da

"İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur." (Necm Suresi, 39)

"Siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz." (Yasin Suresi, 54)

"Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine, yaptığı fenalığının zararı da yine kendinedir.” (Bakara Suresi 286)

gibi ayetleri gösterirler. Halbuki Ehl-i Sünnet alimlerinin hepsi, hangi amelin fayda verip, hangisinin fayda vermeyeceği meselesinde ihtilaf etmişler ise de, ölüye başkalarının yapacağı amellerin de fayda vereceği hususunda ittifak etmişlerdir. çünkü bu konuda, bazı amel ve iyiliklerin fayda vereceğine dair, apaçık ayet ve hadisler vardır. Mesela, dua ve istiğfarın faydalı olacağına,

"Onlardan, sonra gelenler şöyle derler: Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma.” (Haşr Suresi, 10)

ayet-i kerimesi delalet etmektedir. Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hakk, daha önce iman edip de göçmüş olan kardeşleri için istiğfar eden mü'minleri övmüştür. Eğer istiğfarın ölülere bir faydası olmasaydı, Allah Teala onları övmezdi.
(Süleyman Toprak, Ölümden Sonraki Hayat-Kabir Hayatı, 453)

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de

"ölüye namaz kıldığınız zaman ona gönülden dua edin.” (Ebu Davud, Sünen, Cenaiz, 59)

buyurmuş ve kendisi de kıldığı cenaze namazlarında ölü için dua etmiştir. Şayet bu namaz ve duanın ölüye bir faydası olmasaydı, Rasulullah (s.a.v) bunu ne kendi yapardı ne de başkalarına emrederdi.
(Süleyman Toprak, Ölümden Sonraki Hayat-Kabir Hayatı, 453)


Halbuki O, kendisi de birinin cenaze namazını kıldırırken

"Allah'ım, filan oğlu filan senin güvencende, senin koruman altındadır. Onu kabir fitnesinden ve Cehennem azabından koru. Sen vefa ve övgü sahibisin. Allah'ım onu bağışla, ona acı! Muhakkak ki sen çok bağışlayan, çok acıyansın.”

(Ebu Davud, Cenâiz, 56)

diye dua etmiştir. Kaldı ki Cenaze namazının kendisi de ölü için bir duadır. Allah için namaza, meyyit / meyyite için duaya... diye niyet edilir. Eğer ölünün ruhuna yararı yoksa bunun bir anlamı kalmaz.

Kendisi zaman zaman Baki kabristanını ziyaret ederek kabirdekilere selam vererek dua ederdi.

(Müslim, Cenâiz, 103; İbn Mâce, Cenâiz, 36; Nesâî, Cenâiz, 103)

Eğer selamı onlara ulaşmasa ve duası fayda etmeseydi, bunu yapması abesle iştigal olurdu ki O, bundan münezzehtir. [4]

Allah Resûlü (s.a.s.), Kur'ân okumanın fazileti üzerinde durmuş ve bunu fiilen uygulamıştır. Meselâ:

"Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur'ân okumaktır."

(Münavi, Feyzu'l-Kadir, 2/44)

Bir adam:

- "Ya Resülallah! Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir"? diye sordu. Hz. Peygamber:

- "Konup göçendir" cevabını verdi. Adam:

- "Konup göçen kimdir?" diye sorunca,

- "Kur'ân'ı başından sonuna kadar okuyan, bitirince de tekrar başlayandır" cevabını aldı.

(Tirmizî, "Kur'ân," 11)

"Allah evlerinden bir evde, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır."

(Ebû Davud, "Vitr", 14; Tirmizî, "Kur'ân", 10)

"Üç zümre vardır ki, onları Kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah'ın rızasını kazanmak için Kur'ân okuyan kimsedir."

(Taberanî'den Münzirî, et-Terğîb, 1/311)

Zikirimize verdimigimiz Hizb isminin neredn geldigi hususundada

Evs b. Huzeyfe'nin bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.), Medine'ye gelen bir heyete her gece yatsıdan sonra sohbet ederdi. Fakat bir gece gecikti. Sebebi sorulunca,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bu gün Kur'ân'dan okuma itiyadında olduğum hizbimi okumamıştım. Onu bitirmeden gelmek istemedim" buyurdular.

( Hadis-i Şerif , (Ebû Davud, "Ramazan," 9)

Ravi Evs b. Huzeyfe diyor ki, sabah olunca ashaba, "Siz Kur'ân'ı kaç hizbe bölersiniz?" diye sordum; onlar, "Üç, beş, yedi, dokuz, on bir, on üç ve hizbu'l-mufassal olarak bölüyoruz"
dediler.

Bizim zikirimizde, bizim kurani böldügümüz iki Hizbimizdir. "Hizbül Kasr" ve "Hizbül Kebir"

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır. Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır."

( Hadis-i Şerif , Buhari, Sahih, Rikak,42; Müslim, Sahih, Zühd, 5)

Ölüler Kendilerini Ziyaret Edenlerden Haberdar Olurlar mı?

Bedir savaşında harbin sonunda Kureyş'den ölenler bir kuyuya dolduruldu. Allah Resulü (s.a.v) onlara hitap ederek: Ey filan oğlu filan ve falan oğlu falan! Allah ve Resulünün size va'd ettiklerini gerçek buldunuz mu? Ben Allah'ın bana va'd ettiğini gerçek buldum, dedi. Hz. Ömer: Ey Allah'ın Resulü! Ruhsuz cesetlere nasıl hitab ediyorsunuz? diye sorunca Peygamberimiz:

"Benim söylediklerimi siz onlardan daha iyi duyamazsınız. Şu kadar var ki, onlar cevap veremezler.” buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Müslim, Cennet, 76, 77.)


Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir kabrin yanından geçerken yanındakilere

"Selam size ey mü'minler yurdunun sakinleri!" diyerek selam vermelerini emir buyurmuşlardır.

( Hadis-i Şerif , Müslim, Cenaiz, 102; Ebu Davud, Cenaiz, 79; Nesâî, Taharet, 109; İbn)

SINIFI : 11. SINIF ZiKRi

ÖNEMLi UYARI 1 : Bu sınıf zikiri aynı 10. sınıf zikiri gibidir, tek iki yerde ilave vardır, birisi Allahu Ekber tesbihini çekmeden öncesinde yapılcak ayrı bir dua, ikinciside alfabe duasında yapılcak ek dua. çünkü artık 10. sınıf zikirini bitiren sofi, yani 40 gün çeken kimse, artık mevsim zikri çekmeye hak kazanır, ve mevsim zikiri bölümümüze bakın, gerekleri nelerdir o zikirin, ordan okuyun, ve artık mevsim zikiri çeken sofi zikirin yanında günlük birde silsileye fatiha kulhu hediye eder, o yüzden alfabe duasına ek dua getirmesi gerekir, ve aşağıda o bölüme vardığında dua nedir okuyup öğren, ve bundan sonra öyle dua etmeye devam et, ey sofi, ey sofiyem, ey salik, ey sevgili, ey mürid, ey sevdiceğim.


Ek Alfabe Duası Budur

Ya Rabbi ayrıca okuduğum Bu alfebenin harflerini ve fetih
suresinin son ayetinin harflerini öyle çoğalt ki onlar ile Silsileye hediye ettiğim ihlas ve Fatiha surelerinide onlar ile öyle çoğalt ki, hediye ettiğim bu günkü hediye paketimden bir adet hediye etmiş olayım her bir kimseye.
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.
(Bir paket demek, mesala bir gruba sadece 3 ihlas 7 fatiha okuyunca, bu grupta 100 bin insan varsa, bu 3 ihlas 7 fatihayi 100 bine bölünce, bir harf bile düşmez herbirine, o yüzden Rabbimizden o kimselerin herbirine bir paket, yani mesela 3 ihlas 7 fatiha düşecek şekilde çoğaltmasını istemiş oluruz bu sayede) bu duayı bu veye buna yakin minvalde dilinize kolay gelecek şekilde okuyabilirsiniz.



Zikirimizdeki "el mümit" esmasinin hikmeti sebebi



Biri diyor ki senin zikrinde "el mümit" var, sen bunu cekince iyilerde ölüyor bunu biliyonmu diyor, halbuki el mümit heryerde var, sen sanki hayvan öldürmeyincemi, insan öldürmeyincemi, sadece mümit ismi yaşanmayacak, halbuki bitki bile canli, bak bu üzüm tiyegine





bak bu ucundaki iki biyika tiyek derler yada biyik derler, bu biyik yada tiyekleri ile bir yerlere tutunuyor üzüm asmasi, yani bir bitki, bitki görürmü görmese bu alttaki resimdeki o vidayi nasil bilde de oraya biyik atip kendini bagladi yerlere düşmemek icin degil mi?

Bitkilerde duyar, görür, konuşur, hata eli ayagi vardir, böyle bir de hayata tutunur, peki sen bir hiyari koparinca o ölmedimi, sen hiyar kaltili olmadin mi? peki ne oldu, o hiyar öldü işte, sende hiyar katilisin, amma koparmasan dalinda cürüyecek, yani birinde öldü, insan yedi insanda yine can oldu degilmi? o zaman haşr ne işte bak, üzüm asmadayken canli, görüyor biliyor tutunuyor, sonra kopardin, öldü, amma az sonra yedin, sende can oldu artik, sen ahmetsen ahmet oldu, mehmetsen mehmet oldu o üzüm, ve sende birde namaz kildin ise, namaz oldu belki ve rabbinin kaitina gitti, yada sende öldün, peki sen yeni can kimde beden ve can olcan bilyonmu sen kim yiyecek bilmiyon, ve artik ölümü ve cenneti ahireti sen bununla kiyas et ve yor, ne demek, ve mümit heryede ve herzaman tezahür etmekde, vejeteryan olmak, ölüme karşi olmak degildir, bitkide canli canim.



Raşidi Tarikatı Zikirindeki Kef Suresi Ayeti Zikrinin Sebebi

Resûlullahın Deccalın fitnesinden korunmak için Kehf Sûresinin ilk âyetlerini okuma tavsiyesi de yer almaktadır.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

'Kehf Sûresinin ilk on âyetini ezberleyen kimse deccalın fitnesinden korunur.'

"Kehf Sûresinden on âyet okuyan kimse deccal fitnesinden korunur"

"Kehf Sûresinin ilk ve son âyetlerini okuyanın vücudunu nur kaplar. Sûrenin tamamını okuyanın yerle gök arasını dolduran nuru olur."

"Allah, Cuma günü Kehf Sûresini okuyan kimsenin Kâbe ile arasındaki mesafeyi nurlandırır."

( Hadis-i Şerif ,Tirmizî, Müslim)

Ebû’d-Derdâ radiyallahü anh bildirmiştir:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Her kim Kehf Sûresinin başından üç âyet okursa Deccal fitnesinden korunur.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizî)

Raşidi Tarikatı Zikirindeki Kef Suresi Ayeti Budur:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi' lenâ min emrinâ raşedâ

Meali :

onlar Mehdi kissasini isa dan naklen duymuşlar ve o magarda yatmadan önce dedilrki

“Ey Rabbimiz,biz şimdi ölüme ve uykuya yatiyoruz amma, bize Senin katından bir rahmet olarak, bizi o emirin Raşidin (Mehdinin) zamaninda yeniden canlandir, Heyyi'i et hayat ver. dediler.

(Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 10. ayetten pasaj)

Ashab-ı Kehf Hz. Mehdi'nin Yardımcıları Arasına Katılacaktır

İbni Merdüye, tefsirinde İbni Abbas hadisini merfu olarak tahric etti. O şöyle dedi:

Ashabı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır.

(Kitabul Burhan, VI. Bölüm)

İmam Ebu İshak Salebi Kuran tefsirinin Ehli Kehf Kıssasını anlatırken diyor ki:

Mehdi çıktığı zaman, Ehli Kehf'e gidip selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır. Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar.

(Kitabul Burhan, VI. Bölüm)

Hz. Huzeyfe (ra) dan rivayete göre;

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Mehdi zuhur edinceye kadar ümmetim haşrolunmaz. Allah (cc) ona üç bin melek ile yardım edecektir Ashab-ı Kehf de onunla beraber bulunup kendisinin yardımcılarından olacaklar."

İmam-ı Suyuti diyor ki:

Ashabı Kehf'in uykusunun bu zamana kadar tehirinin sebebi, Allah'ın onlara bir ihsanıdır. Çünkü onlar Mehdi'ye yardımcı olacak ve böylece ümmeti Muhammed'e dahil olma şerefi kazanacaklardır.

(Celaleddin Suyuti'nin tasnifinden hadisler. Ahir Zaman Mehdisi'nin alametleri s. 59 kahraman neşriyat)

Resulüllah(sallallahü aleyhi ve sellem) Ashabı Kehf görmek istedi.Allahü Teala**Dünyada onları göremezsin, fakat ashabından dört kişi gidip onlara(senin) peygamber olduğunu bildirsinler. İslam dinini tebliğ eylesinler** diye vahyetti.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) Cebrail (a.s.) ile müşavere edince,Cebrail(a.s.) dedi ki,**Ya Resulallah, mübarek hırkanızı yere seriniz, bir tarafına Ebu Bekir,bir tarafına Ömer,bir tarafına Osman, bir tarafına Ali(r.a.) otursunlar,Allahü Tealaya dua et, Süleymana (a.s.)verdiği rüzgarı senin emrine versin.**dedi. Resulallah Efendimiz(s.a.v) dua edince , o rüzgar geldi, onları götürdü. Mağara kapısına varıp, içeri girdikleri zaman, Kıtmir dirilip karşıladı. Tabasbus ederek Ashabı Kehfin bulundukları yere getirdi. Allahü Teala Ashabı Kehf uyandırdı.

Sahabiler,**esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühü**diye selam verdiler. Onla da **ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatüh** dediler. Sonra sahabiler dediler ki.;**Ey Ashabı Kehf ey yiğitler! Allahın peygamberi Muhammed bin Abdullahın size selamı var.** Ashabı Kehf **Allahın Resulü Muhammede selam olsun. İslam dinini bize bildirdiğiniz için size de selam olsun. Dini İslamı kabul ettik. Bizden Muhammed aleyhiselama selam söyleyiniz. ** deyip tekrar uykuya vardılar.

BİR DAHA HZ. MEHDİ ZAMANINDA UYANIRLAR.

Bunu Cebrail(a.s.) Resulüllaha(s.a.v.)haber verdi.Ashab(r.anhüm)rüzgar ile geldiler. Resulüllah onlara sual edip **Ashabı Kehfi nasıl buldunuz?** buyurunca , onlar da vaziyeti anlatıp, selamlarını söylediler. Resulüllah dua edip **Ya rabbi, benimle ashabımı ayırma, beni ve Ehli beytimi sevenleri mağfiret et** buyurdu.

Bir başka hadis-i şerifte ise, Resulullah (SAV)efendimiz şöyle buyurdu:

"Ashab-ı kehf, İsa'nın yardımcıları olacaklardır." İsa (AS) Mehdi vaktinde yere inecektir. Mehdi, Deccalin katlinde İsa'ya (AS) muvafakat eder. Onun saltanatı vaktinde, Ramazan ayının on dördünde güneş tutulacaktır; o ayın ilkinde ise ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı hilafına olacaktır.



Raşidi Tarikatı Zikirindeki İhlas Suresi Zikrinin Sebebi


İhlas Suresi’ nin (Kulhü nün) Fazilet ve Sırları

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yolculuğa çıktığı zaman şöyle buyururdu: “Sizden herhangi bir kimse bir gecede Kuran’ın üçte birini okumaktan aciz midir?” Ashabı Kiram (Radıyallahü Anhüm): “Kuran’ın üçte birini nasıl okuyabilir(iz)” diye sordular. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kul hüvallahü Ehad üçte birine denktir.”(1)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Canımı gücü ve kuvveyitle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sure Kuran’ın üçte birine denktir.”(2)
Ebu Hureyre (Radıyallahü Anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi ve: “Size Kuran’ın üçte birini (200 sayfasını) okuyayım” buyurdu. Arkasında da “Kul Hüvellahü ehad…” diyerek bütün sureyi bitirinceye kadar okudu.(3)
Ebu Saîd el-Hudri (Radıyallahu Anh) anlatıyor: Bir adamın İhlas suresini tekrar tkerar okudğunu gördüm. Hemen ertesi gün Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e giderek durumu anlattım. Çünkü adam okuduğunu adeta azımsıyordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kuvvet ve iradesi sayesinde yaşadığım Allah’a yemin ederim ki bu sure fazilet bakımından Kuran’ın üçte birine denktir.“(4)
Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber yürüyordum. Bir ara Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)İhlas suresini okuyan bir ses duydu ve “Vacip oldu” buyurdu. Ben:

-”Ne vacip oldu ey Allah’ın Resulü?” diye sorunca:

-”Cennet” buyurdu.

Bunun üzerine ben gidip okuyan adama müjdeyi vermek istedim, fakat Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber yemek yeme fırsatını kaçıracağımdan korktum. Onun için Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)ile yemek yemeyi tercih ettim. Daha sonra adamı aradım, fakat onu yerinde bulamadım, gitmişti.(5)
Bir kimse fakirlikten ve geçim sıkıntısından Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e şikayette bulundu. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona:

-”Evine girdiğin vakit kimse varsa, selam ver. eğer kimse yoksa Benim üzerime selam (salavat) getir ve bir defa İhlas suresini oku” buyurdu.O kimse Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in bu emirlerini yerine getirdi. Allah’u Teala ona öyle bol rızık verdi ki, komşularına dağıtmaya başladı.(6)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kulları kendisini hamd etmeden önce, Allah’ın kendisini övdüğü ve methettiği Fatiha ve İhas sureleriyle şifa isteyiniz.”(7)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Yanını yatağa koyduğunda, Fatiha-i Şerife’yi ve İhlas-ı Şerif’i okursan, muhakkak ki ölüm hariç (böcekler, hırsızlar ve eziyet veren) her şeyden kurtuldun.“(8)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim İhlas suresini namazda veya namaz dışında okursa, Allah ona cehennem beraatı verir.”(9)
Enes bin Malik (Radıyallahü Anh) anlatıyor: Bir adam:

-”Vallahi ben doğrusu İhlas suresini gerçekten seviyorum!” dediğinde Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

-”Onu sevmen seni Cennet’e sokmuştur.!” buyurdu.(10)
Hazreti Aişe (Radıyallahu Anhâ) anlatıyor: “Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) askeri bir birliğin başına bir adamı komutan yapmıştı. Bu zat arkadaşlarına namaz kıldırırken, her seferinde kıraatini İhlas suresi ile tamamlıyordu. Döndükleri zaman durumu Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e söylediler. Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’de:

-”Sorun ona niçin öyle yapıyormuş?” buyurunca, o:

-”İhlas suresi, Allah’u Teala’nın sıfatlarını kendinde toplamıştır. Ben onu okumayı çok seviyorum! diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

-“Ona haber verin, Allah’u Teala da onu seviyor.”(11)
Enes bin malik (Radıyallahu Anh) anlatıyor: Ensar’dan bir adam vardır. Ku’ba mescidinde imamlık yapardı. Okuyabileceği bir sureyi namazda onlara okuyacağında İhlas suresi ile başlar sonra başka bir sure okur ve her rekatte aynen böyle yapardı. Arkadaşları kendisiyle konuştular ve şöyle dediler:

-”Sen bir sureyi okuyor, onu yeterli görmeyip başka bir sure daha okuyorsun. Ya daima bu sureyi oku veya diğerlerini oku( yani aynı rekatta ikisini birden okuma)!”

Ensar’dan olan bu kimse dedi ki:

-”Ben bu İhlas suresini okumayı bırakacak değilim. Size bu sure ile namaz kıldırmamı isterseniz yaparım istemiyorsanız imamlığı bırakırım.” dedi. Cemaat onu aralarında en faziletli kimse biliyorlardı, başkasını imamlık yapmasına gönülleri razı olmadı. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)kendilerine uğrayınca durumu O’na haber verdiler. Bunun üzerine (imamı çağırarak):

-”Ey filan dedi; cemaatin söylediğinden seni alıkoyan ve her rekatta bu sureyi okumaya seni yönelten sebep nedir?” buyurdu. O kimse de:

-”Ey Allah’ın Resulü! Ben bu sureyi seviyorum”, deyince, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şu müjdeyi verdi:

-”Bu sureyi sevmen, cennete girmene sebep olacaktır.”(12)
Ebu Ümame el-Bahili (Radıyallahu Anh) diyor ki: Cebrail (Aleyhisseklam) Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e Tebük’te geldi:

-”Ya Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)! Muaviye el-Müzeni’nin cenazesine yetiş (namazını kıl, o Medine’de vefat etmiştir), dedi.

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem namazını kılmak için) çıktı. Cebrail (aleyhisselam) da yetmiş bin melek ile indi. Sağ kanadını dağlar üzerine koydu da onlar eğildiler. Sol kanadını da yerler üzerine koydu da onlar düzeldiler. Öyle ki, Mekke ve Medine’yi gördü. Böylece Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cebrail (Aleyhisselam) ve melekler namazını kıldı. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazı bitirince sordu:

-”Ya Cebrail! Muaviye hangi şeyle bu dereceye ulaştı?” Cebrail (Aleyhisselam) şöyle cevap verdi:

-”İhlas suresini ayakta, süvari ve yaya yürürken okumakla!”(13)

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim öleceği hastalığında İhlas suresini okursa:

(1) O kişi kabirde sual görmez.

(2) Kabir sıkıntısından (ve azabından) kurtulur.

(3) Kıyamet gününde melekler onu elleri üzerinde taşır, hatta bu şekilde sıratı geçer ve cennete girer.”(14)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Üç şey vardır ki, her kim (kıyamet gününde) imanla beraber onları getirirse, cennetin kapılarından dilediğinden girer ve hurilerden istediği ile evlendirilir. (Bunlar:)

(1) Katilini (bir yakınını öldüreni) affeden,

(2) (Allah’u Teala’dan başka kimsenin bilmediği) gizli borcu ödeyen,

(3) Her farz namazın arkasından on kere İhlas suresini okuyandır.” (15)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim farz namazının arkasından on kere İhlas suresini okursa, muhakkak ki Allah’u Teala o kişiye rızasını ve mağfiretini vacip kılar.”(16)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

-“Kim -Kul hüvellahü Ehad-
suresini tamamlayıncaya kadar 10 defa okuyacak olursa, Allah ona cennette bir köşk bina eder. Her kim yirmi defa okursa, bu sebeple Cennette onun için iki köşk yapılır. Kim de onu otuz defa okursa, bundan dolayı Cennet’te onun için otuz köşk yapılır!”

Bunun üzerine Hazreti Ömer (Radıyallahü Anh):

-”O halde ey Allah’ın Resulü! Biz de çok okuruz” deyince, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

-”Allah’ın mükafatı (gücü ve cenneti) daha geniştir.“(17)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim günahlardan sakınmak şartıyla sabah namazından sonra 12 defa İhlas Suresini okursa, Kuran’ı dört defa okumuş gibi sevap kazanır ve yeryüzü halkının en faziletlisi olur!“(18)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim her gün elli defa İhlas Suresini okursa kıyamet gününde kabrinden şöyle çağrılır: “Kalk! Ey Allah’ı öven zat, Cennete gir!“(19)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim İhlas suresini elli defa okursa, Allah ona elli yılın günahlarını bağışlar!”(20)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim sabah namazını kıldıktan sonra, kimseyle konuşmadan 100 kere İhlas suresini okursa, her ihlas suresini okuyuşunda bir senelik günahı affolunur.”(21)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim ki, İhlas suresini yüz defa okur da şu dört şeyden de sakınırsa, Allah onun elli senelik günahını bağışlar. Bunlar, Adam öldürme, Haksız yere başkasının malını zimmetine geçirme, Zina etme, İçki içme.”(22)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Namaz içinde veya dışında 100 kere İhlas suresini okuyan kişiye cehennemden berat verilir.”(23)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim uyumak istediğinde sağ tarafına yatar da, 100 kere İhlas suresini okursa, kıyamet günü olduğunda, Rab Teala ona: -Ey Kulum! Sağ tarafından cennete gir- buyurur”(24)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim sabah namazını cemaatle kılar da, namaz kıldığı yerde oturup, 100 kere İhlası Şerif’i okursa, Allah’u Teala onunla kendisi arasındaki Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği günahları affeder.”(25)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim İhlas suresini her gün 200 kere okursa elli senelik günahı silinir. Ancak üzerindeki kul borcu bunun dışındadır.”(26)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim (günde) 1.000 kere İhlas suresini okursa, canını Allah’ü Teala’dan satın almış olur (cehennemden kurtarır).”(27)

Rivayet Edildi ki:

Kabristanın önünden geçen bir kişi, 11 kere İhlas suresini okuyup orada yatan müslümanların ruhuna bağışlarsa, orada yatan ölülerin sayısı kadar sevap alır.
Bir yolculuğa çıkmak isteyen kimse, evinin kapısını çekip ayrılınca 11 defa İhlas suresini okursa, o dönünceye kadar Allah onu ve ailesini muhafaza eder.
Bir kimse İhlas suresini abdestli olarak okumaya devam ederse, Allah’u Teala o kimseye ölüm halini ve kabir sualini kolaylaştırır, kıyametin dehşetinden ve mahşer yerinin susuzluğundan bu sure hürmetine o kimseyi korur.
100 defa okuyan, kamil bir iman’a ere. 10 defa okuyan kimsenin amel defterine günah yazılmaz. 1.000 defa okuyanın vücudu kabirde çürümez. 10.000 defa okuyan, her murada ulaşır.
Maddi ve manevi bir sıkıntısı olan, bu sureyi okuyup dua ederse, Allah’ın yardımıyla sıkıntılardan kurtulur.


Dipnot ve Kaynaklar

Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 13; Müslim, Müsafirin 259; Tirmizi, Fedailü’l-Kuran 11; Nesai, İftitah, 27; Darimi, Fedailül Kuran, 17
Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 13; Müslim, Müsafirin 27; Ebu Davud, Vitr, 18; Tirmizi, Hâc, 95; Darimi, Fedailü’l-Kurân, 24; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/173, 3/8; İbni Mace, Edeb, 17
Müslim, Müsafirin, 199
Buhari, Fedâilül-Kur’ân, 66/13; Malik, Muvatta’, 15/16
Tirmizi, Sevâbül-Kur’ân, 11; Mâlik, Muvatta’, 15/17; Hakim, Müstedrek, 1/566; Nesai, Amelül-Yevm, 702
Kurtubî, Câmi’ul-Ahkâmil-Kur’ân, 20/224; Sehâvî, el-Kavlül-Bedî’, s.273
Suyûtî, Câmi’ussağir, 1/490, no.977
Münzirî, Tergîb ve Terhîb, 1/416
Suyûtî, el-İtkân, 2/339
Dârimi, Fedâilü’l-Kur’ân, 24, no.3438
Buhârî, Ezân, 106 Tevhid, 1;Müslim, Salât, 263; Nesâî, İftitah, 69
Tirmizi, Fedâilu’l-Kur’ân, 11; Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân, 24v
İbni Sunnî, Sahîh, 179
Suyutî, El-Tikân, 2/339
Ali, el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, 15/810, no.43220; Suyûtî, Câmi’ussağir, 3/290, no. 3424; İbni Asâkir
Gümüşhanevi, Râmuzu’l-Ehâdîs, no.5468
Ahmed bin Hanbel, Müsned, 3/437; Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân, 24
Taberânî, Mu’cemüss-sağir, 111
Taberânî, Mu’cemüss-sağir, 781
Dârimi, Fedâilü’l-Kur’ân, 24, no.3441
Heysemi, Mecme’uzzevâid, 10/112
Suyuti, Câmiussağir, 6/202, no.8950; Beyhakî, Şü’abül-İmân
Zebidi, İthaf, 3/294
Tirmizi, Fedailül-Kuran, 11; Darimi, Fedailül-Kuran, 27
Ali el-Müttaki, Kenzü’l-Ummal,2/152 no.3548
Tirmizi, Fedailül-Kuran, 11
Gümüşhanevi, Ramuzul-Ehadis, 438,5467



Raşidi Tarikatı Zikirindeki "Rabbena atina" Duasi  Zikrinin Sebebi




أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تَكْرَهُواْ شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تُحِبُّواْ شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim


Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrahû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn

Meali :

Allah sizin üzerinize ölmek ve öldürülmekde yazdi, Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 216. ayet)

Kabilin hoşuna güzel kadin daha yakin geldi, onu tercih etti, amma onun için hayirli olmadi, kendi cehennemini secmiş oldu, habil da mücadele etmedi, o da daha dünyada cehennemi tatdi, ve halbuki hayat sermayedir , cünkü insan delaletde bile olsa, ömrü oldugu müddetce, firavuna giden musa ve harun elciler misali ile ümiti bitmez, bir hayir amel edip Allah in onu sevmesi sonucu, hidayete erebilir, ve umut vardır. oysaki ölen iinsanda bu umut bitmişdir, ve habil mücadele etmemekle, kendince hakli idi, ve amma ömür sermayesini kaybetti, peki ömründe kazanmayan, tasarruf etmeyen, ahirette ne harcayacak ki, ömür ahirete azik toplama yeridir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Dünya âhiretin tarlasıdır.

( Hadis-i Şerif , Deylemi)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Dünya için, dünyada kalacağın kadar, ahiret için, orada sonsuz kalacağına göre çalış! Allahü teâlâya, muhtaç olduğun kadar itaat et! Cehennem ateşine dayanacağın kadar günah işle!

( Hadis-i Şerif , Marifetname)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ahiretin sonsuz olduğuna inananın, yalnız bu dünyaya sarılması, çok şaşılacak şeydir. Yalnız dünya için çalışana, yalnız dünyadan nasibi gelir, işleri karışık, üzüntüsü çok olur.

( Hadis-i Şerif , Marifetname)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَلَلدَّارُ الآخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve mâl hayâtud dunyâ illâ leibun ve lehvun, ve led dârul âhiratu hayrun lillezîne yettekûn(yettekûne), e fe lâ ta’kılûn

Meali :

Bu Dünya hayatı(Bu gününüz) bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu (Gelecek Hayatiniz), takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 32. ayet)

Eger gercek olan sadece ahiret yurdu ise, o zaman dünyada yaşamanin, calişip cabalamanin anlami nerde? ve adamin bir tanesi "Allahim bana ahirette güzellik ver" diye dua ediyordu, muhammed duydu, hayir öyle deme, De ki : " Rabbim bana bu dünyada da güzellik ver, ahirettede güzellik ver." de dedi.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ey Adem oğlu sen Allahın azabına takat getiremezsin. Onun için “Rabbena âtina fid-dünya haseneten ve fil-âhireti haseneten ve kına azabennar” demelisin.

( Hadis-i Şerif)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

rabbenâ âtinâ fîd dunyâ haseneten ve fîl âhirati haseneten ve kınâ azâben nâr.

Meali :

Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 201. ayet)



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

بَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Rabbenâgfirlî ve li vâlideyye ve lil mu’minîne yevme yekûmul hisâb.

Meali :

“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla.”

(Sadakallahul Aziym İBRÂHÎM Suresi 41. ayet)

Eger bu dualar yanliş olsaydi Namazlarda okumak sünnet olurmuydu?

Rabbena Atina Duası Rabbenağfirli Duası Hangi Zamanlarda Okunur?

Bu dua, genel olarak her zaman okunabilir. Kunut dualarını bilmeyen, öğrenene kadar bu duayı okuyabilir. Cenaze namazında, ölü için okunan duayı bilmeyen, bu duayı okuyabilir. Namazda salli bariklerden sonra dua okumak sünnettir. Bu duaların en meşhuru Rabbena Atina duasıdır. Vakit namazlarında oturuşlarda Allahümme Salli ve Allahümme Barik dualarından sonra okunur. Namazlarda Rabbena duasının okunması sünnettir. Okunmadığı takdirde namaz bozulmuş olmaz. Ancak sünnet sevabı kazanılmaz. Rabbena duası, cenaze namazlarının üçüncü tekbirinden sonra okunması gereken duaları bilmeyenler için o duaların yerine okunabilir.

Her zaman dua edişimizde aklımıza kendimize dünya ve ahiretimize yarayacak şekilde layıkıyla güzel kelimeler gelmeyebilir.Onun için bu duayı her dualarımızın ardından okumalıyız.Böylece hem dünya hem de ahiretimizi ilgilendiren güzelliklere sahip olmuş oluruz.
Peygamber efendimizin en çok okuduğu dua Rabbena âtina duasıdır.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Duanın efdali, dünya ve ahirette Rabbinden af ve afiyet istemektir. Affa ve afiyete kavuşan, dünya ve ahirette kurtuluşa ermiştir."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi)


Diese Webseite wurde kostenlos mit Homepage-Baukasten.de erstellt. Willst du auch eine eigene Webseite?
Gratis anmelden